Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan çalışmalarda
tiroid kanseri insidensi %0,004 olarak
verilmektedir. Yine aynı ülke yılda 1 milyon kişiden
6’sı bu hastalık nedeniyle ölmektedir. Kanser
ölümleri arasında tiroid kanserinden ölüm %0,5’dir
(Endemik guatr bölgesi olan). Ülkemizde yapılan
çalışmalarda ise tiroid kanseri tüm guatrlı
hastaların %2-5’in de görülmektedir. Yapılan
tahminlere göre ülkemizde 4–5 milyon guatr’lı
yaşamaktadır.
ETYOLOJİ
Kronik TSH stimulasyonu suçlanmaktadır. Bu nedenle
endemik guatr bölgelerinde tiroid kanserine daha sık
rastlanması beklenir.
Yapılan hayvan çalışmalarında radyoaktif iyot veya
guatragen maddelerin uzun süre yedirilmesi ile
yüksek düzeyde TSH stimulasyonu ile tiroid kanseri
oluşturulmuştur. Selim bir tiroid adenomunun zaman
içinde habaset kazanacağı daima teori olarak ortaya
atılmışsa da böyle bir gelişim insanlarda
gösterilememiştir.
Bir zamanlar boyundaki adenopatilerin tedavisi
olarak kabul edilen radyoterapi sonrasında
ışınlamaya bağlı olarak tiroid kanserleri
gelişmiştir.
TANI
Hasta genellikle boyunda gittikçe büyüyen ağrısız
şişlik, ses kısıklığı, nefes alma ve yutmada güçlük
şikayetleri ile başvurmaktadır.
Yapılan fizik muayenede genellikle fikse, oldukça
sert ve solid bir kitle veya boyunda multipl lenf
nodları palpe edilmektedir. Yine hastada boyuna
uygulanmış radyoterapi hikayesi olabilir.
Yapılacak laboratuar tetkikler normal sınırlarda
tespit edilecektir. Nadirde olsa boyunun çekilecek
direkt grafisinde özellikle papiller kanser için
tipik olan kalsiyum birikintileri tespit edilebilir.
Sintigrafi: Bu yöntemle tiroid bezinin boyutlan,
şekli ve fonksiyonu hakkında bilgi edinmek
mümkündür. Bu amaçla genellikle düşük doz radyasyona
neden olan ve elde edilmesi ucuz, yan ömür 6 saat
olan Teknesyum 99m kullanılmaktadır. Hasta
radyoaktif maddeyi aldıktan 2 saat sonra çekim
yapılmaktadır. Bu amaçla yine daha iyi görüntü
rezolüsyon sağlayan fakat elde edilmesi daha güç ve
yan ömrü 12 saat olan I123 kullanılabilir.
Differansiye tiroid kanserlerinin metastazlarının
saptanması amacıyla I131 tiroid sintigrafileri
kullanılmaktadır.
Yine sintigrafi ile tiroid nodüllerinin saptanması
mümkün olabilmektedir.
Ultrasonografi: Tiroid sintigrafisi ile saptanan
soğuk bir nodülün (radyoaktif maddeyi az tutan veya
tutmayan) kist veya solid olup olmadığı.
Ultrasonografi ile kolaylıkla ayırt
edilebilmektedir. Solid lezyonlar ultrasonografide
sonolusent halo ile çevrili multipl eko
oluşturmaktadır. Ultrasonografi aynı zamanda mevcut
lezyonların boyutlarının takibinde kullanılır.
Biyopsi: İnce iğne aspirasyon biyopsisi tiroidte
mevcut nodülün histopatolojik tanısını
sağlamaktadır. Bu yöntemle %80 olguda tanı koymak
mümkündür. Bunun yanında Hashimoto hastalığını
tiroid lenfomasından, folikül adenomunu foliküler
kanserden ayırmada zorlukla karşılaşılabilmektedir.
Lokal anestezi ile yapılacak perkütan biyopsi geniş
Vim Silverman iğnesi ile %90 tam konulabilmektedir.
Kompüterize Tomografi (CT): Özellikle malign
olgularda tümörün yayılması durumunu ve bölgesel
metastazların boyutlarının araştırılmasında
kullanılır.
Magnetik Rezonans (MR): Malign tiroid
metastazlarının tespiti için başvurulabilir.
PATOLOJİ
Tiroid karsinomları folikül epitelinden gelişen
diferansiye ve indeferansiye karsinomlar,
parafoliküler hücrelerden gelişen modüller karsinom
olmak üzere histopatolojik ve klinik olarak dört
grupta incelenir. Tablo 18de gösterilen tiroid
karsinomlarının patolojik özellikleri ilgili
başlıklar altında ileride anlatılmaktadır.
Tiroid karsinomları dışında oldukça ender görülen
lenfoma, sarkom ve metastatik tümörleri de söz
konusudur.
I- Differansiye tiroid karsinomlar
1- Papiller karsinom
2- Foliküler karsinom
3- İntermediyer tip karsinom
II- Medüller firoid karsinomu.
III- İndiferransiye tiroid karsinomu (Anaplastik
karsinom)
1- Küçük hücreli tip
2- Dev hücreli tip
3- Osteoklastik dev hücreli tip
IV- Diğer tiroid kanserleri
Tablo 18: Tiroid karsinomları.
I- Differansiye Tiroid Karsinomları
Papiller karsinom:
Papiller ve foliküler karsinomlar diferansiye tiroid
kanserleri olup epitelyal hücrelerden
kaynaklanmaktadır. Papiller tiroidin en sık görülen
kanseridir. Özellikle çocukluk veya gençlik
döneminde timus veya servikal lenf düğümleri üzerine
radyoterapi uygulanmış olan kişilerde ileri dönemde
papiler kanser gelişme riski yüksektir. Radyasyon
sonrası gelişen karsinomların %90’ı papiler
tiptedir. Klinik olarak olguların yansından fazlası
40 yaşında belirgin hale gelmektedir. Bu tümörler
erkeklere oranla kadınlarda 3 kat daha fazla
görülmektedir. Çok yavaş büyürler.
Lezyon genellikle asemptomatik nodül veya regional
lenf nodüllerinde büyüme şeklinde kendini belli
eder. İleri olgularda çevreye bası, fikse bir guatr
veya uzak metastaz görülebilir. Boynun radyolojik
incelenmesi kalsiyum birikintileri olan psammoma
cisimciklerini gösterebilir. Tiroid sintigrafisinde
iyot tutmayan soğuk (nüdül) alan gözlenir.
ultrasonografik tetkikle solid nodül tespit edilir.
Papiler kanser tiroidal epitelin vasküler ve bağ
dokusu da içeren papiller tarzda uzantı göstermesi
ile karakteristiktir. Tümör dokusu konsantrik
kalsiyum birikintileri (psammoma cisimcikleri)
içermektedir. Papiller kanser ileri yaşta
görüldüğünde daha maling karakter kazanmasına rağmen
oldukça yavaş seyirli bir kanser tipidir.
Papiller kanserlerin gelişmesinde TSH stimulan
etkisi olduğu gösterilmiştir. Tümörün yayılması
genellikle intraglanduler olmakta ve perikapsüler
lenf düğümleri veya lateral boyun nodlarına yayılım
olabilmektedir. Bu yayılım tümör mikroskobik
boyutlarda (Ocult papiller karsinom) olunduğu
durumlarda da görülebilmektedir.
%80 olguda bu tür tümörler glant içinde multisentrik
yerleşimlidir.
Bu tümörler fonksiyonel olarak özellikle foliküler
paternde içeriyorlarsa radyoaktif iyodu tutma
eğilimi göstermektedirler. Böylece yapılacak total
tiroidektomiden sonra radyoaktif iyot tedavisi
mutlaka yapılmalıdır.
Ocult papiller Ca (<1 cm)’larda tanı patolog
tarafından konulmuş ise yapılan cerrahi işlem
yeterli kabul edilip hasta takibe alınmalıdır.
Klinik olarak veya frozen section ile papiller
kanser tanısı konulmuş olgularda total tiroidektomi
yapılmalıdır. Boyun metastazları söz konusu ise
modifiye radikal boyun diseksiyonu ve sonrasında
radyoaktif iyot tedavisi uygulanmalıdır. Tüm
olgularda cerrahi sonra tiroid dokusunun süpresyonu
amacıyla dışarıdan tiroid hormonu verilmelidir.
Foliküler karsinom
Malign tiroid tümör’lerin ¼’ini oluşturur. İleri
yaşlarda görülmektedir (1/3) kadınlarda daha fazla.
Histolojik olarak foliküller, kalabalık hücre
grupları ve vesiküler nükleus içermektedir. İlk
bakışta adenokanser olarak gözlenebilir. Lümen
kolloid ile doludur. Kapsüler ve vasküler invazyon
belirgin özelliğidir. Multisentrik yapı az görülür.
%15 olguda lenf nodlarına yayılabilmesine sıklıkla
hematojen yayılma ile kemik, akciğer ve karaciğere
erken metastaz yapar.
Sıklıkla hastalarda uzun süredir guatr söz
konusudur. Bu hastalarda son zamanlarda diffüz
büyüme veya soliter nodül gelişmesi ile kendini
gösterir. Ağrı ve çevre dokuları tutması ileri
evrelerde görülmektedir.
Total veya totale yakın tiroidektomi uygulanmalıdır.
Eğer metastaz söz konusu ise radyoaktif iyot (131)
tedavi uygulanmalıdır. Cerrahi sonrası tiroid
hormonu ile supresyon uygulanmalıdır. Bu tedavi aynı
zamanda metastazlarda gerileme sağlayacaktır.
Foliküler tm’lerin prognozları iyi olmalarına rağmen
nüks eğilimleri fazladır.
II- Medüller karsinom
Tiroid bezindeki parafoliküler (C hücreleri)
hücrelerden kaynaklanmaktadır. Tümör mikroskobik
olarak kollajen ve amiloid ile ayrılmış hücre
gruplarından oluşmuştur. Stromada amiloid tespiti
tanı koydurucudur. Makroskopik olarak tümör 10 cm
büyüklüğe kadar ulaşabilmektedir. Sporadik görülen
olgularda tek bir nodül şeklindeyken, familyal
olgularda bilateral multisentrik olabilir. Habaseti
açısından differansiye tiroid kanserleri ile
anaplastik kanserler arasında yer almaktadır. İlk
önce boyut lenf nodlarına daha sonra mediasten lenf
nodlarına yayılmaktadır. Geç olgularda akciğer
karaciğer, sürrenal ve kemiklere metastaz
yapmaktadır. Lokal olarak trakea ve özefagus’a
yayılımda görülebilir.
Tiroid kanserlerinin %5-10’unu oluşturmaktadır.
Kadınlarda daha sık olmak üzere yaşlılarda görülür.
%90 olguda sporadik olarak gözlenirken, geriye kalan
olgular familyal özellik taşır. Familyal olanlar
multipl endokrin neoplazm tip (MEN-) olarak
isimlendirilir. Bu tipte multisentrik medüller
tiroid kanseri, C-hücre hiperplazisi,
feokromositoma, sürrenal medüller hiperplazi ve
hiperparatiroidizm beraber bulunmaktadır. Familyal
olan bu tip otozomal dominant geçiş göstermektedir.
Klinik olarak tek nodüllü veya multipl nodüllü guatr
söz konusudur. %20 olguda servikal adenopati ilk
muayenede saptanmaktadır. Yine %10 olguda disfaji ve
ses bozukluğu mevcuttur. %30 olguda diyare artmış
intestinal motiliteden dolayı görülmektedir. Bu
hastalarda alkol alımı şiddetli diyareyi
başlatmaktadır.
Yine bu tümörler ektopik salgılamaları ile Cushing
sendromuna neden olabilmektedirler.
Tiroid bezinde kitle ve artmış serum kalsitonin
seviyesi tanı konulması için yeterlidir. Familyal
özellikte olanlarda tüm aile fertleri sıkı kontrol
altında bulundurulmalıdır.
Medüller tiroid karsinomları radyoaktif iyot ve
eksternal radyoterapiye cevap vermediklerinden
sadece cerrahi ile tedavi edilmelidirler.
Multisentrik özelliğinden dolayı total tiroidektomi
uygulanmalıdır. Cerrahi işlem esnasında metastatik
boyun lenf nodu tespit edilirse cerrahi işleme boyun
disseksiyonu eklenmelidir. Uzak metastaz gelişmiş
olgularda Adriamycin ve streptozotizin ile
kemoterapi uygulanması bazen remisyon sağlamaktadır.
Tüm olgularda 5 yıl yaşam ortalama %80, 10 yıl yaşam
ise %75’dir.
III- İndifferansiye tiroid karsinomu:
(Anaplastik karsinom)
Tiroid kanserlerinin %10’unu teşkil eder. Genellikle
kadınlarda ve 50 yaş üzerinde görülmektedir. Tümör
kapsülsüz olup geniş olarak yayılarak çevre dokuları
tutmaktadır. Histolojik olarak, küçük hücreli, dev
hücreli ve osteoklastik dev hücreli tip olarak
tespit edilmektedir. Her üç tipte de nekroz ve
kanama alanları göze çarpmaktadır. Yine çok sayıda
mitoz gözlenmektedir.
Hasta genellikle yutkunmakla çok az hareket eden,
fikse büyümüş ağrılı tiroid bezinden şikayetçidir.
Bölge lenf nodları büyümüştür. Hastalık süratle
ilerleyerek akciğerlere metastaz yapmaktadır.
Ultrasonografide kitle tespit edilirken sintigrafide
iyodun tutulmadığı görülür. Tanı ince iğne
aspirasyonu ile konulabilir. Çoğu olguda
tiroidektomi yapmak mümkün değildir. Süratle
ilerleyen hastalıkta uygun bir solunum yolu sağlamak
amacıyla trakeostomi yapılmalıdır. İndifferansiye
tiroid kanserlerinde sürvi kısa olup 3 hafta ile 6
ay arasında değişmektedir. Başka bir deyişle
hastaların %75’i 1 yıl içinde ölmektedir. Radyoaktif
iyot tedavisi etkisizdir. Adriamycin ve Vincristine
ile yapılacak kombine kemotrapi bazen faydalı
olabilir.
IV- Diğer tiroid kanserleri:
Lenfoma:
Primer tiroid lenfoması oldukça ender olup Hashimoto
hastalığından ayırt edilmesi zordur. Yine çoğu
lenfoma olgusu küçük hücreli anaplastik tiroid
karsinomları ile kolaylıkla karıştırılabilmektedir.
Tümörün lokalize olması durumunda total veya totale
yakın tiroidektomi sonrası servikal bölgeyi dıştan
ışınlanmak suretiyle radyoterapi uygulanması
gerekmektedir. 5 yıllık yaşam süresi %70’dir Boyun
lenf nodları tutulmuş olan olgularda boyun
disseksiyonu yapılmalıdır.
Metastatik kanserler:
Malign hastalık nedeniyle ölen hastaların %2-4’ünde
tiroid metastazı saptanmıştır. Bronkojenik karsinom
tiroide metazların %20’sini teşkil eder. Tüm
bronkojenik kanserlerin %3’ü tiroide metastaz
yapmaktadır. Yine hipernefroma yüksek oranda
metastaz yapmaktadır.